

Dergimiz baskıya hazırlandığı sırada, kendisinden dört gözle sanat haberleri beklediğimiz acar muhabirimiz Nesimcan Serencam, Edirne’den yolladığı bir haberle bizleri yine şaşırtmayı başardı. Şu aşağıdaki haberin “san’atla, edebiyatla, çağdaş kültür ve estetikle” ne ilgisi var Allah aşkına? Okurlarımızın takdirine bırakıyoruz:
“ Daha önce de çeşitli illerde sahneye konan “MİLLİ LİNÇ KUMPANYASI” adlı “reality” oyun, kısa bir aradan sonra Edirne’de yeniden vizyona kondu. Bilindiği üzere daha önce de “iki arkadaşın aralarında Kürtçe konuşması”, “F Tipi tecrite karşı 122 devrimcinin ölümünün duyurulması” ya da “herkesin içinde Ahmet Kaya tişörtü giyilmesi” gibi çok ağır tahrikler nedeniyle “duyarlı ve makbul vatandaşlar” rollerini milli bir coşkuyla oynamışlardı. Bu seferki konu kısaca şöyledir:
Serhat illerimizin yanı başındaki Diyarbakır’da yakın mesafeden sıkılan bir “güvenlik” kurşunuyla öldüğü belli olan 23 yaşındaki gencin katlini kınayan devrimci gençlerden üç tanesi tutuklanır. Bunun üzerine, basın açıklaması yapmak isteyen 18 kişilik arkadaş grubuna, ülküleri ve milli hassasiyetleri ve nazenin yerleri incinmiş çeşitli ocaklardan kişiler ile neydüğü belirsiz yüzlerce kişilik toplama bir güruh saldırarak linç etmek ister. Elbette güvenlik güçleri, her zamanki vatansever tavrıyla olaya müdahale eder. Höykürerek ve uluyarak saldıran bu kişilere “lütfen sakin olun” denilip yol verilirken, saldırıya uğrayan bir avuç genç ise küfürler, yumruklar, sopa darbeleri ve biber gazları arasında bir otobüse sokulur.
Bir kaç “kendini sakınmaz” Edirnelinin anlattığına göre, daha önce oralarda hiç görmedikleri kimi subay tıraşlı karanlık tipler, günler öncesinden ortalıkta gezinmeye başlamışlardır. Bir günlük gazeteye yansıyan habere göreyse, bu linç girişimlerinde “çeşitli illerden Edirne’ye gelen istihbaratçıların da aktif rol oynadığı ortaya çıktı”.
Saldıran sürü içinde kışkırtılmış yöre esnafından ve işsizlikten bunalmış gençlikten bir kısım da vardır. Kendileri, “Bölücüler Edirne’ye bayrağını dikecek, evinize işyerinize el koyacak” gibi oldukça “mantıklı” söylentilerle beslenerek ve tamamen “tesadüf” eseri oradan geçerken olaya müdahil olmuşlardır.
İçlerinde okuma yazması olanlar, saldırdıkları gençlerin elindeki pankartlarda, “Amerika Defol” ve “Katil Amerika” gibi sözleri okumuşlardır. Ülküsü kabarmışların ve ak’ı mıkına karışmışların tekbir getirerek hırsla parçaladığı bu ve benzeri yazıların malum “KK” ile ne ilgisi olduğu sorulduğunda ağzından köpükler saçan bir çakal, pardon, “kurt” şöyle karşılık vermiştir:
“Solcu veya Kürt, bizim için farketmez. Bunlar Amerika’ya karşı çıkıyorsa, vardır bunda da bir bölücü parmağı! Hem ne varmış Amerika’da? Bak BUSH bile bizdenmiş.”
Aşağıda bu yavru-kurtun gösterdiği gazete kupürünü görüyorsunuz...
Önemli Not: Muhabirinizin yaptığı titiz araştırmaya göre gördüğünüz kupür gerçektir ve geçtiğimiz bir kaç yıl içinde günlük basında yer almıştır.”Allah allah?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ben de öyle söylemiştim ilk başta; sonra nedense mantıklı gelmeye başladı...
Güleriz Ağlanacak Halimize
Muhabiri
Nesimcan Serencam”