Sanat Cephesi
E-posta Listesi

Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta adresinizi ekleyin.




Sanat Cephesi Çağrısı
Sanat Cephesi Çağrısı


İsmail Hardal
Işık İnsanları
İsmail Hardal
Yüreğimdeki Desteler
Rabia Semra Yücel
Yüreğimdeki Desteler
Emeğin Ressamı
Avni Memedoğlu
Avni Memedoğlu
Yalancı Baharın Çiçekleri
Yalancı Baharın Çiçekleri
Sharbat Gula
Sharbat Gula
Karmat ile Arbatan
Karmat ile Arbatan
Sanat Estetik Politika Kültür-Sanat Konferansı Tebliğleri
Sanat Estetik Politika Kültür-Sanat Konferansi Tebligleri
“Sırf Saçı İçin Severdim Bu Kızı” Dedi Şair
Pınar Vardar

Kadın bir resim gösterdi şaire; “Sırf saçı için severdim bu kızı” dedi şair. Kadın “Ömür geçiyor farkında mısın?” dedi. “Hadi durma, üç yaprak kopar şu karşıki çınar ağacından. “Şair, çınar ağacının dallarına elini uzattı, aklından bin bir resim geçti dörtnala. Aklı ve yüreği başka başka yollar tuttu sonra. Eğdi, çekti dalı sol göğsüne. Diğer eliyle kopardı önce birini, sonra ikincisini. İçinden mırıldanıyordu üçüncüsü için “Daha büyüğünü mü kopartmalıyım acaba? Yok, hayır” dedi içindeki ses. “Hayır, daha büyüğü değil, daha küçüğü.” Şairin gözü, çınar ağacının dalları arasından gökyüzüne kaydı. “Samur kürkü ne de güzel yakışmış göğe” dedi. Başı havada, elinde yapraklar, ayağı taşa takılıp sendeledi. “Eyvallah…”

“Çınar yapraklarının ikisini, orta sehpamın sağındaki ve solundaki pembe güllerimin üzerine ört. Elinde kalan üçüncüyü de aynalı konsoldaki açmamış gonca güle” dedi kadın. Kadının söylediği gibi yerleştirdi usulca yapraklarını şair. “Şimdi beni de sever misin?” dedi kadın. Baktı, süzdü pembe gülleri örten yeşilliği. İki gülün ortasında duran küçük tel yarasına takıldı gözleri. “Sırf güllerin ortasında duran vakur kırmızı lalen için severdim seni” dedi şair.

“Nefes alman gerekiyor. Nefes almam gerekiyor” dedi kadın. “Küf rengi yolları takip et. Sudem’i al avuçlarına. “Şair, kadının dediğini yaptı. Küf rengi yollardan geçti. Sudem’i aldı avuçlarına. Sudem eridi şairin ellerinde. Şırası sızıyordu kollarından. Ne yapacağını şaşırdı. Nasıl bu şıradan kurtulacağını bilemedi. Parmaklarını yaladı, kendinden geçti… “Sırf bunun için sever misin beni?” dedi kadın. Uyandığında hiçbir şey hatırlamıyordu. Kadının cevap beklediğini görünce; “Buz tutmuş ormanlarının yangınlarını severim” dedi şair.

Peki, o zaman. Buz tutmuş ormanlarımın patikalarında yürü. Şarkı söyle ve dans et. Yeniden güzellen. Şair yürüyemiyor milim milim atıyordu adımlarını. Kadın koluna girdi. “Gel bana yaslan” dedi. Yürüdüler patikadan. Şarkı da söylediler, dans da ettiler. Yeniden güzellendiler. “Alnıma dokun, ateşim mi var bir bak?” dedi kadın. Şair elledi. Ateş titredi sevincinden. “Ateşimi sever misin?” dedi kadın. Dokundu tekrardan alevden alnına kadının. Sıcaklığını ayalarında hissetti. “Sırf çizgilerindeki misk damlaların için severdim seni” dedi şair.

“Düş önüme” dedi kadın. Bak kül rengi çukurlar açtım, kadifeler ektim arıklara. Selam demetleri yaptım sana. Al, kokla. Şair tek tek dokundu demetlere, kokladı. Elleriyle nesterenlerin arasına koydu hepsini usulca. “Ak güllerimi sever misin?” dedi kadın. Kül rengi çukurlarından su içti, yüzünü kadifelere sürdü. İpeğe dokunurcasına okşadı hepsini. “Kurak topraklarındaki yağmur kuşların için severdim seni” dedi şair.

“Son yazlarımı getirdim sana” dedi kadın. Servi serinliklerimde dinlen diye. Dallarımdaki ürkek kelebekleri düşünme, sefere çık hadi. Şair dörtnala koşmuştu atını Üçler Geçidine. Bir solukta vardı Keldağa. Konakladı Kelebek Çayında. Çam Yayla’dan el sallıyordu kadın. Ellerini dudaklarına perde yapıp çamları yaran sesiyle, “Siyahın maviye döndüğü topraklarım için sever miydin beni?” diye bağırdı. Kürekleri aldı eline, göl kokulu oluğundan geçti kadının. “Sırf zülüflerinin gölgelerinde dinlenmek için severdim seni” dedi şair.

“Soğuk sular içmek ister misin ırmaklarımdan? Yeniden dirilmek ister misin” dedi kadın. Tuttu ellerinden şairin. İç kana kana ve doldur kabının aldığınca bulaklarımdan. “Ve işte sırf damla damla düşen pınarlarım için sever miydin beni” dedi kadın. Ah dedi şair ah… “Sen bin katre alev olsan da severdim seni.”

“Ben dağları bildim bileli, kendimi unuttum” dedi kadın. Üzerimi örten geceyi sevdim hep. Açtığın kapının beyaz yüzünü sevdim sonra. Ümidimi toprağa vermemiştim hiç. Hep yüzümü suya dönmüştüm. Boğazımda düğümlenen bir damla bade için sever miydin beni?” dedi kadın. Şair, karla ağırlaşan dağları, içten içe kırıp parçaladı. Üzüm buğusu gecelerinden geçti kadının. Mayınlara basa basa yürüdü tarlalarında. “Sırf şu güleç mercanların için severdim seni” dedi şair.

Kadın, şaire bir kitap uzattı. Süt beyaz sayfaları vardı kitabın. Cıvıl cıvıl harfleri. Harflerin dışı rengârenkti. Ve gözleriyle gözlerinin içine bakarak, “Safran yalnızlığım için sever miydin beni?” dedi kadın. Kitabı açtı usulca. Elmasından ısırdı, narından tattı, sümbülünü okşadı, leylağını kokladı. “Tepelerinde buz gibi akan derin sular için severdim seni” dedi şair.

“Ben sonbahar kadınıyım” dedi kadın. Ondandır yapraklarımın sararıp solması. Ondandır dallarımın sağa sola savrulması. “Ben hiç ilkbahar olmadım ki” dedi kadın. Sevdiğim başıma papatyalarla taç yapmadı hiç. Leylaklar sürmedi göğsüme. “Ben hiç yaşamadım ki” dedi kadın. Benimle yaşar mısın?”  Şair çocukluğuna döndü. Kekik topladı dağlardan, kuzuları otlattı. Papatyalardan taç yaptı. Bir sap leylak kopardı. Yakasına taktı kadının. İlk cemreyi yakaladı havada, üfledi. “Doruklarımdan çağlayıp akan pınara” dedi ve gitti…

02.10.2014

Sanat Cephesi Sosyalist Gerçekçi Sanat Dergisi

2006 - 2017

Map